Merdiven çıkın

Sağlığınızın daha iyiye gitmesi için sanki karmaşık bir plan yapmanız ve kendinizi tam anlamıyla hedefe kilitlemeniz gerekir gi bi geliyor olabilir size. Aslında sağlığın daha iyi olması birkaç alış kanlığı değiştirmek kadar basittir. Öncelikleyürüyen merdiven ya da asansör yerine merdivenleri kullanın. Bu tür basit eylemler uzun süreli bir alışkanlığa dönüştüğünde çok etkili olur.

Washington D.C.’deki Hastalık Denetleme Merkezi’nin araştır macıları günde on dakika merdiven inip çıkdn bir kişinin yılda 5 kilo yitirdiğini ortaya çıkarmışlardır. Merkez yönetim kurulu çalışanlarının asansöre binmek yerine merdivenleri kullanma ları konusunda onları yüreklendirmiş ve merdivenleri kullanan ların oranı kısa bir süre sonra da yüzde 14′e ulaşmıştı.

Her yerde mantar ve küf olabilir bu yüzden paniğe kapılmayın

Mantarın yüz bin türü vardır. Bunlara hemen hemen her evde rastlanır. Bununla birlikte bu mantar türlerinin büyük birçoğunluğu zararsızdır. Gazetelerde karşımıza çıkanürkütücü başlıklara karşın evinizdeki küçük miktarlardaki mantar ve küflerin çok ciddi hastalıklara neden olacağı söz konusu olmadığı gibi korkmanız da gerekmez.

Mayo Klinik birçok kişinin mantara ve küfe karşı ters tepkisi ol madığını saptamıştır. Bilim adamları mantar ve küfe bağlı kro nik rahatsızlıklarla ilgili bilgileri kanıtlayamamaktadırlar.

Bakterilerle savaşa son verin

Antibakteriyel sabunlan, antibakteryel temizlik malzemeleri hat ta antibakteryel ocaklanmız bile var. Ne yazık ki, bakterilere karşı açılan bu savaşın iki önemli ve zararlı yan etkisi vardır. Birincisi, bakterileri keşfetmemizi sınırlayarak bağışıklık sistemimizi, içsel savunmamızı oluşturmamızı engeller. Bu da ileride çok daha ciddi ve önemli sorunlar yaratabilecek bakterilerle ilgili hastalıklann et­kilerini arttınr. İkincisi, piyasadaki çeşitli ürünlerle bakterilere sü rekli olarak saldırarak geniş bir alana yayılan bakterileri öldürürüz, ama aynca da mikroplardan annarak geri kalan bakterilerin daha da güçlenmesine neden oluruz. Oysa onlan öldürmeye çalışmamış ol saydık bakterilergüçlenmeyecekti. Elbette ellerimizi yıkamalı ve çiğ yiyecekler konusunda dikkatli olmalıyız, ama her fırsatta ne ken dinizi aşın korumaya almaya, ne de evinizi antibakteryel temizlik malzemeleriyle doldurmanıza gerek yoktur. Read more »

Sarı nokta hastalığı kadınları daha fazla etkiliyor

Women’s Health Araştırma Derneği’nin yaptığı araştırma,kadınların Sarı Nokta hastalığı’na (Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu) yakalanma riskinin, erkeklere göre daha fazla olduğunu gösteriyor.

Sarı Nokta hastalığı özellikle retinanın merkezini etkileyerek ilerleyen yaşlarda körlüğe neden olabiliyor. İki gözde de odaklanma ve ciddi anlamda görme kaybına neden olan Sarı Nokta hastalığının en önemli sebebi ise ilerleyen yaşfaktörü… Yapılan son araştırmalar Sarı Nokta hastalığının erkeklere görekadınlarda daha fazla görüldüğünü gösteriyor. Araştırmacılar kadınlarınerkeklerden daha uzun süre yaşamalarının, Sarı Nokta hastalığına yakalanmanın en önemli nedeni olan yaş faktörü ile bağdaştığını söylüyorlar. Yaşın dışında sigara kullanımı, obezite, kalıtımsal özelliklerin de Sarı Nokta hastalığına yakalanmada etkili olduğu biliniyor.

Sarı Nokta hastalığına yakalanmamak için yapılması gerekenler aslında sağlıklı bir hayat için yapılması gerekenler ile aynı… Uzmanlar bunun için sigarayı bırakmayı, kolestrolü dengede tutmayı, balık ve lutein içeren besinler tüketmeyi öneriyorlar. Ancak yeterli derecede lutein almak sigarayı bırakmak kadar zor… Çünkü yeterli lutein için günde 1,2 kg mısır veya 48 adet yumurta gibi besinlerden çok fazla miktarda tüketmek gerekmektedir. Uzmanların bunun için tavsiyesi ise luteini *mikronutrisyon ürünleri yani lutein veantioksidan desteği olarak dışarıdan almak.

*Mikronutrisyon, mikro beslenme ile eş anlamlı olup, özellikle vücut için gerekli besin desteklerinin istenen oranda alınması şeklinde tanımlanabilir. Mikro beslenmenin en net örneklerinden birinin vitaminler olduğu söylenebilir.

Depresyonu gülümseyerek yenin

Fit For Fun Dergisi’nde yayımlanan bir habere göre, bahar depresyonundan kurtulmanın başlıca yolu gülümsemekten geçiyor.

Gülümseyince salgılanan endorfin, kişiyi mutlu ediyor.

Gülümsüyormuş gibi yapmak bile, beyni rahatlatıyor.

Kene vakaları başladı

Olay, ilçenin Ayvalık köyünde yaşayan Ayşe O. isimli kadının, yüksek ateş ve kanama sebebiyle Ladik Devlet Hastanesi’ne başvurmasıyla ortaya çıktı.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne sevk edilen kadın, hastanenin Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Yoğun Bakım Ünitesi’nde tedavi altına alındı. Hasta kadından alınan kan örnekleri, Ankara Refik Saydam Hıfsızzıhha Araştırma Merkezi’ne gönderildi. Tahlil sonuçlarının pozitif çıkmasıyla hastaya konulan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) tanısı kesinleşmiş oldu.

Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, konuyu doğrulayarak Ayşe O.’nun tedavisinin sürdüğünü, sağlık durumunun ise iyi olduğunu söyledi.

Obez hamilelikte kalp riski fazla

ABD’de yapılan araştırmada, aşırı obez annenin kalp kusuru olan bebek dünyaya getirme riskinin yüzde 33 olduğunun belirlendiği,daha az obez annelerde bu riskin yüzde 11 olduğunu vurgulandı.

“American Journal of Clinical Nutrition” dergisinde yayımlanan araştırmada, kalp kusuru olan bebek dünyaya getiren 7 bin 392 anne ve kalp kusuru olmayan bebek dünyaya getiren 56 bin annenin verileri karşılaştırıldı.

Bilim adamları, obez annelerin hamile kalmadan önce kilo vermeye çalışmasının önemli olduğunu vurguladı.

Bel fıtığı ameliyatlarında anesteziye son!

Yaklaşık 10 yıldır mikro cerrahi teknikle bel fıtığı ameliyatı yapılan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde, endoskopik tedavi yöntemi uygulamaya konuldu.

Ülkemizde sayılı birkaç merkezde yapılan endoskopik yöntemle bel fıtığı ameliyatı, artık Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde de yapılacak.

HASTALARA ANESTEZİ UYGULANMIYOR

2009 yılının Eylül ayında Almanya Münih’te eğitim alan Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Gürelik ile Dr. Guntram Krzok yabancı ülkelerde yaygın olan anestesisiz bel fıtığı ameliyatı tekniğini, Cumhuriyet Üniversitesi’nde de kullanmaya başladı.

Konu hakkında açıklama yapan, Doç. Dr. Gürelik, endoskopik ameliyatta hastanın bayıltılmadan ameliyat edildiği belirtti.

Bu teknikle dokuların da çok az gördüğünü kaydeden Gürelik, “Endoskopi cihazının kullanıldığı bu ameliyat tekniğinde hasta genel anestezi almadan yani bayıltılmadan, sadece girilecek olan cilt bölgesi uyuşturularak hasta uyanık halde iken ameliyat yapılmaktadır. Toplumda kapalı ameliyat olarak da bilinen bu teknik dokulara en az zarar veren (minimal invaziv teknikler) ameliyatlar grubundadır. Bu ameliyat tekniği halen bel fıtığı ameliyatlarında altın standart olarak kabul edilen mikro cerrahi yönteme göre bazı üstünlükleri olan bir yöntemdir ancak onun yerini almış bir yöntemden çok ona alternatif bir yöntemdir” dedi.

Gürelik, ameliyatların Ocak 2010 tarihi itibariyle Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yapılmaya başladığı ve çevre illerden de büyük ilgi gördüğünü belirterek, böyle bir sistemin ve ameliyatın Sivas’ta uygulanmasının kent açısından da büyük önem arz ettiğini söyledi.

Meme kanseri kadınları tehdit ediyor!

Her 8 kandından biri meme kanserine yakalanıyo……

Meme kanseri, Amerika kaynaklı istatistik verilere göre kadınlarda cilt kanserinden sonra en sık rastlanan kanser, akciğer kanserinden sonra en sık ikinci kanserden ölüm sebebidir. Her kadın artan yaş ile orantılı olarak risk altındadır. Türkiye kaynaklı geniş çaplı veriler olmamakla birlikte Amerikan Kanser Enstitüsü istatistiklerine göre bir kadında hayat boyu (90 yaş) meme kanseri gelişme riski 8 kadında birdir veya diğer bir tanımla 8 kadından 7’sinde meme kanseri gelişmeyecektir. Bu oran ortalama risk grubu için geçerli olup kişisel olarak meme kanseri gelişme riski bunun altında veya üstünde olabilir.

Pek çok hastalıkta olduğu gibi meme kanserinde de erken teşhis oldukça önemlidir. Kadınlarda sık görülen bir hastalık halk arasında ‘kemik erimesi’ olarak bilinen ‘osteoporoz’. Yaşam kalitemizi bozabilecek hastalıkların başında gelen osteoporoz belirtileri ve kemiklerde yarattığı hasar yıllar sonra ortaya çıkabildiği için sinsi bir hastalıktır ve yine erken teşhis edilmesi çok önemlidir. Kadıköy Şifa Sağlık Grubu kadın sağlığı açısından büyük önem taşıyan meme kanseri ve osteoporoz ile ilgili olarak 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle özel bir sağlık paketi sunuyor.

• Mamografi ve meme Ultrasonu Paketi

• Meme Ultrasonu Paketi

• Kemik Yoğunluğu Ölçüm Paketi

• Mamografi – meme Ultrasonu – Kemik Yoğunluğu

Medikal estetik uygulamaları ve tedavileri

• Ücretsiz danışmalık hizmeti ve cilt analizi

• Yüz bakımına yönelik uygulamalar

(Mezolifting, oksijen terapi, kimyasal peeling, mikropeeling uygulamaları, yumuşak doku dolguları, botox uygulamaları, problemlere yönelik ve periyodik cilt bakımları)

• Saç deri tedavisi ve bakımları

(Saç mezoterapisi)

• Vücut bakımına yönelik uygulamalar

(Mezoterapi, karboxiterapi ve infraruj, pressoterapi, endermoloji ve refleksoterapi)

• Lazer uygulamaları

(Lazer epilasyon, vasküler lazer uygulamaları, pigmentasyon problemlerine yönelik lazer uygulamaları, cilt yenileme lazer uygulamaları)

İlaç Takip Sistemi Hakkında Duyuru!

2005 yılından bu yana Bakanlığımızca çalışmaları yürütülmekte olan İlaç Takip Sistemi (İTS) projesi ile güvenli ilaç temini hedeflenmiştir. Projenin geliştirilmesi amacıyla dünyadaki benzer sistemler incelenmiş, yerinde görülmüş, ilaç sektörü, eczacıları temsilen Türk Eczacıları Birliği(TEB),  Maliye Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)’nun görüşleri alınarak uygulamaya geçilmesine karar verilmiştir.

İTS projesi ile piyasada bulunan tüm ilaçlar, kutu bazında bir takip numarası ile kayıt altına alınacak ve üretimden itibaren tüketilinceye kadar her aşamada takibi sağlanacaktır. Bu sayede her türlü kupür yolsuzluğu önlenecek ve piyasada sahte ve kaçak ilaçların bulunması imkansız hale gelecektir. Ayrıca piyasaya sürülmüş olan ilaçlarda, sonradan oluşabilecek ve toplum sağlığını tehdit edecek durumlarda da, hangi ilacın nerede bulunduğu noktasal olarak bilinecek ve kolayca toplanması sağlanabilecektir. Gerek güvenli ilaç temini ve gerekse yolsuzlukların önlenmesi için İTS projesi büyük bir öneme sahiptir.

Projenin hayata geçirilmesi amacıyla 02.02.2008 tarihinde 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanununa istinaden,  “Beşeri Tıbbi Ürünler Ambalaj ve Etiketleme Yönetmeliği” değiştirilerek ilaçlara karekod basılması kuralı getirilmiştir.

Uygulamanın hayata geçirilmesi için bu tarihten itibaren konunun tüm paydaşları ile teknik ve mevzuata dair konularda işbirliği içerisinde yoğun çalışmalar yapılmıştır. Üreticiler gerekli yatırımları yapmış, Bakanlığımız ve Sosyal Güvenlik Kurumu gerekli mevzuat düzenlemelerini yapmış, yazılım üreticileri ile eğitim toplantıları gerçekleştirilmiştir.

Yürürlüğe geçiş için belirlenen 01.01.2009 tarihine yaklaşırken sektörden ve eczacılardan gelen öneriler göz önüne alınarak “ilaçlara karekod basılması mecburiyeti” tarihi, önce 01.06.2009’a, ardından Sosyal Güvenlik Kurumu’nun mevzuatında gerekli düzenlemeleri yapılabilmesi için de 01.07.2009 tarihine ertelenmiştir.

01.07.2009 tarihinden önce muhtemel sorunların görülmesi amacıyla TEB’in de talebi dikkate alınarak uygulama tarihi bir kez daha ve 01.10.2009 tarihine ertelenmiştir. Bu kapsamda ilgili Yönetmelik hükümleri gereği uygulamanın başlayacağı tarihten önce bir pilot çalışma yapılması planlanmış ve Bakanlığımız, SGK ve TEB arasında 01.07.2009 tarihinde bir işbirliği protokolü imzalanmıştır.

Bu protokol kapsamında pilot çalışmalar ve testler yapılmış, taraflar üzerine düşen görevleri yerine getirmiş, ancak TEB tarafından beklenen desteğin gelmediği gözlenmiştir. Bu sebeple pilot çalışma kapsamında sorunların tamamen giderilmesi için karekod uygulama mecburiyeti beşinci defa olarak 01.01.2010 tarihine ertelenmiştir.

Yönetmelik ile 01.01.2010 olarak belirlenen yürürlük tarihi yaklaşırken Bakanlığımızca yapılan değerlendirmeler sonucu, sistemin işlediği, eczanelerden kayıt ve satış işlemlerinin yapılabildiği ve Bakanlıkça da izlenebildiği tespit edilmiş, yeni bir erteleme yapılmaması ve uygulamanın başlatılması uygun bulunmuştur. Bu durum, Bakanlığımızca taraflara da bildirilmiştir.

Bugün itibariyle İTS ile ilgili tüm mevzuat yürürlükte olup sistem, üreticiler, SGK ve Bakanlığımız tarafından planlanan şekilde işletilmektedir. Halen tüm üreticiler ve 11.000 den fazla eczanemiz sisteme dahil olmuş durumdadır. Ayrıca yaşanabilecek teknik sorunların hızla çözülmesi için de hem Bakanlığımız hem de Sosyal Güvenlik Kurumumuz gerekli önlemleri almış ve almaya devam etmektedir.

Ancak, TEB’nin web sayfasında 30.01.2010 tarihinde Bölge Eczacı Odalarına hitaben eczaneleri yanlış yönlendiren bir duyuru yayınlanmış ve eczaneler tarafından karekodlu ürünlerin alınmaması yönünde telkinde bulunulmuştur.

Her ne kadar eczacılarımızın bu tür yanlış yönlendirmelere itibar etmedikleri görülse de, eczacılarımızın ve ilaç sektörünün mağdur olmamaları için bu hususun Bakanlığımızın halk sağlığını ve hasta güvenliğini sağlama görevi gereği bir kez daha vurgulanması gerekliliği doğmuştur.
Gerek Bakanlığımız, gerek Sosyal Güvenlik Kurumumuz, İlaç Takip Sisteminin başarılı bir şekilde uygulanması için her türü kararlılığı göstermeye devam edecektir.

Kamuoyuna duyurulur

hudisa resimleri